Gazetecilik, Kazım Schröder! (İskender
Aruoba)
Her köşe yazarına okurlar e-posta yollar. Yazarın genel bir dünya görüşü ve
değer hükümleri olduğu gibi okurların da var. Bunlar uyuşunca olumlu, uyuşmazsa
yazarı yerici e-posta geliyor.
Gazete yönetimi, bir kimseye bir 'köşe' verirken, bu insanın konusunda bir
eksper olmasının yanı sıra, yazısını yazmadan önce bir muhabir, araştırmacı gibi
araştırma yapmasını hem de iyi Türkçe yazmasını istiyor. (Bunlara uymayan
yazarlar da var!)
Ben, başta otomotiv olmak üzere, endüstri ve ekonomi yazarım. Bu konuda çeşitli
tecrübelerim var.
Gelişmiş ülkelerde sadece otomotiv yazan yayın organları var. Bizde de var,
bazısı orijinal değil Batı dergilerinin tercümesi. Buna rağmen hepsinin toplamı
Avrupa'da satılan tek bir otomotiv dergisinin tirajının yarısı kadar okunmaz.
Türkiye gibi bir ülkede ekonomi ve endüstri yazarken siyasete dokunmamak mümkün
değil. Siyaset ise, 'futbol' gibi yapılıyor. Siyasetçi sürekli hakeme itiraz
halinde (arada bir sarı hatta kırmızı kart görüyor!). Seyirciler iyi futbol ile
ilgili değil, kendi takımı kazansın istiyor. 'Kendi takımı' ise taraftar ile
ilgili değil, bilet alıp, bağırsın yeter! Benzetmeler sürebilir!
Ben yazılarımda konularımı ilgilendiriyor ise 'siyasete dokunuyorum'. Manşete
bir siyasi koyunca, yazı üç misli çok okunuyor. Oysa ülkedeki birçok okur-yazar
gibi benim de 'siyasi takımım yok'. Bu atmosferde de yazı yazınca kimi 'yaşa!'
kimi 'yuh!' diye cevap yazıyor. Çok az insan 'Bu adam bir şeyler söylüyor, bir
okuyalım acaba haklı olabilir mi?' diye düşünüyor.
Bu yazıda, okurlardan gelen e-postalara cevaben şimdiye kadar adını yazdığım
siyasileri özetleyeceğim.
Siyasetçi 'teorik demokrat', ülke şartlarına adaptasyon bilgi ve çalışma istiyor
tabii!
Başta gençlerden kurulu ve kurucularının yüzde 60'ı kadın olan GÜÇLÜ TÜRKİYE
PARTİSİ ve erken seçim yüzünden Edirne'den bağımsız aday olan başkanları Tuna
Bekleviç var. 28 yaşında parti kuran Tuna'yı desteklemek demek, artık asırlık
bir çınar haline gelmekte olan TBMM'nin en yeni dalında güvermekte olan en küçük
yaprağa ihtimam göstermek demek. Tuna'nın 'siyasi ya da ekonomik görüşü' şu
aşamada benim için önemli değil, varlığını sürdürmesi, pişmeye devam etmesi
önemli.
Gaziantep DP adayı Ahmet Şahap Ünlü ise kişisel vasıf itibarı ile seçilesi bir
vekil. Hem ABD Orange County'deki, Portakal Board'ın çalışma usulünü hem Türkmen
gazının geleceğini ya da Suriye sınırında nereye mısır ekilir bilir!
Başbakan R. T. Erdoğan, Kore'de Hyundai fabrikasını ziyaret etti. Türkiye'ye
daha çok yatırıma davet etti. Adamlar, davete icabet edip geldiler, her ne oldu
ise yatırıma Slovakya'ya gittiler!
AKP, beş yıl önce Kemal Derviş'in getirdiği ekonomi politikasını devam ettirdi.
Buna kimisi 'istikrar' diyor. Bence şartlara uydurulması ve bunun için daha çok
çalışmak gerekirdi. Yani, AKP bu bağlamda başarılı bulunamaz. M.A. Şahin Türk
sporuna fayda sağladı ama 'Federasyonlar özerk oldu, karışmam!' demek Türk
sporunu ileri götürmüyor. Konulan mekanizmada eksikler var. Ya ifrat (çok), ya
da tefrit (az) ile bu işler yürümüyor.
Kürşad Tüzmen, ihracatı ikiye katladı. Alkışlanması gerekir.
Cem Uzan, parti başkanları arasında, özel sektörü en iyi bilen kişi. Serbest
pazar ekonomisi bazıları için bir 'teori' iken, Cem Uzan bunu yaşamak ile
meşgul. Mazotun 1 YTL'ye indirilmesi ise hayal değil. Bir 'ekonomi yönetimi'
seçeneği.
Deniz Baykal, 'Cumhuriyet mitinglerini' anlamamış. Sadece Bülent Ecevit'in
'hatırasını' CHP'ye geri almak ile kaldı. Eğer, SHP, HYP ve benzer diğer
partileri (hatta GP'yi) de birliğe davet etse idi çok farklı olurdu. Çünkü bu
mitinglerde insanlar, CHP'ye ya da DYP ye blok oluşturun demedi, birleşin dedi!
BTP, öyle vaatler, (herkese maaş, bedava elektrik vs.) ve hayaller (Nobel
adaylığı gibi) var ki insan belki de içinde bir fikir olan 'milli ekonomi
modelini' okumuyor.
Siyaseti futbola benzettik ya acaba modası geçen ama iş yapacak siyasetçi mi
ithal etsek? Ancak bunları da vatandaş yapmak gerekir. Kazım Schröder yakışmaz
mı!
|
|